arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘İletişim’

Bütünsel bir marka iletişimi deneyimi : Tavvuk

Cuma, 16 Tem 2010

Tavvuk

Yol uzun olunca (İstanbul – Datça ) sabah 4: 30 da koyulduk yola. 8: 00’ den itibaren kahvaltı yapacak bir yer aramaya başladı gözümüz, ama nafile. Yol boyunca hep bildik tanıdık dinlenme alanları var. Neredeyse 2 saat geçti ama hala kahvaltı yapamamıştık. 

Umutsuzluk içinde yol almaya devam ederken tabelalarla Manisa girişinden itibaren tavvuk karakteri ile tanıştık. Manisa Akhisar çıkışında tavvuk’u gördük ve hemen sağa çekiverdim. (10: 05) Tavukla ilgili bir şeyler olduğunu anlamıştık, yine de kahvaltılık bir şeylerde bulabiliriz umudu ile içeri giriverdik. 

İçeride özenle hazırlanmış bir kurgu ile karşılandık. Her şey tavvuk karakterinin gözüyle planlanmıştı. Tavuk ile ilgili her türlü ürünü bulmak mümkündü. Bunun dışında kahvaltılık bir şeyler ve diğer yemek çeşitleri de unutulmamıştı. Her neyse kahvaltı için tamda istediğimiz tarzda sunulmuş çeşitlerden kendimize bir kahvaltı hazırladık ve afiyetle yedik. Sonra gözümüz açıldıktan sonra tesisi biraz incelemek ve fotoğraf çekmek için gezmeye başladım. 

Bir köşede Ravika zeytin yağlarına ait reklam- tanıtım ve satış köşesi olduğunu gördüm. Çalışanlarla konuşunca öğrendim ki, Keskinoğlu piliçleri ve Ravika yağları aynı guruba ait markalarmış.
Erkekler tuvaleti horoz, bayanlar tuvaleti ise tavuk karakterleri ile gösterilmişti.
Tesisin tüm duvarları Keskinoğlu gurubunun tavuk ve zeytinyağı üretim süreçlerini anlatan karikatürlerle süslenmişti.
Masalar markanın genel iletişimine uygun olarak rengârenk seçilmişti.
Bir köşede çocuklar için oyun alanı da düşünülmüştü.
Başka bir köşede tam da yol için inanılmaz bir hizmet olan tüm markalara uygun hızlı şarj etme makinesi yer alıyordu.
Tam ortada bir yerde coffe – bar .
Kısacası yol boyunda bir yolcunun ihtiyacı olan her şey düşünülmüş ve eğlenceli bir şekilde hizmete sunulmuştu. 

Keskinoğlu markasının yol boyunca verdiği bu hizmet ile markasına kattığı değeri inanın bu yazıda anlatmak mümkün değil. Marka muhtemel tüketicisine sattığı ürünün dışında o anda ihtiyaç duyulan başka bir şeyler daha sunuyor. En ihtiyacımız olan zamanda, dinlenme, rahatlama, çay kahve içme, eğlenme, telefon sarj etme gibi ihtiyaçlarını karşılıyor. 

Özellikle çocukların çok tükettiği bir ürün olan yumurta için yapılan bu iletişim muhtemelen onlarda disneyland etkisi yaratıyordur. 

Tesiste yaklaşık bir saat geçirdik o süre zarfında bana televizyonlardan binlerce GRP, internette yüz milyonlarca imp ile yapamayacağı iletişimi yaptı. Aynı zamanda sektöründe diğer markalara göre inanılmaz bir şekilde ayrıştırdı kendini. Datça da daha ilk market alışverişinde Keskinoğlu yumurta ve tavuk tercih ettim. Zannediyorum bu artık böyle devam edecek. Zaten yumurtalarda seri numarası uygulamasına ilk geçen markalardan bir olduğu için zaten tercihimdi. Şimdi ise yaptığı gerçekten bütünsel marka iletişim ile aramızdaki bağı daha da kuvvetlendirdi. Yaşadığım deneyim ile birlikte zihnimdeki sadece bir tavuk ve yumurta üreticisi konumundaki marka, artık neşeli, hijyenik, innovatif, müşterisinin yanında olan onunla ile her zaman iletişimde olan bir marka haline geldi. 

Artık markaların müşterilerine sadece uzman oldukları ürünleri veya hizmetleri sunan logolar olarak kalamayacağının güzel bir örneğiydi Tavvuk. 

Bir marka profesyoneli olarak bizler için iletişimde genelde ıskalanan önemli bir boyutu hatırlattığı ve zor zamanımızda bize kahvaltı etme fırsatını tanıdığı için teşekkürler Tavvuk.
Let’s take a tour at Tavvuk!! 

Horozlar

Tavuklar

Tavuklar- Horozlar

Karikatür Duvarlar

Karikatür Duvarlar_

Restoran

Coffe- bar

Ravika

Market

Şarz İlk Yardım

1951 Opel Kapitan

Gezi, İletişim, Pazarlama , , , , , , , , , , ,

Kıyaslama mutluluğun ölümüdür!

Perşembe, 17 Haz 2010

Başarmak ve başarılı olmak kavramlarının bize mutluluk getirmesi için, düşün dünyamızda yeniden şekillendirilerek, göreceli bir kavram olmaktan çıkarılıp kime göre veya kimlere göre değil, objektif ve öznel kriterlere göre tanımlanması gerektiğini düşünüyorum.

Her bireyin, ailenin, şirketin kendine göre gerçeklikleri ve öznellikleri vardır. Her zaman kendi gerçekliklerimizi düşünerek, özgünlüğümüzün bir değer olduğunu bilerek ve ona sarılarak kararlar almalıyız, aksi halde hep başkalarının parametreleri ile hesap yapıp kendi hayatımıza uygulayacağımız için hilkat garibesi uygulamalar ortaya çıkacak, netice de mutluluğumuza engel olacağız.

Bir firma satış hedefini rakip firmanın cirosuna göre değil kendi gerçekliklerine göre belirlemelidir. Anne babalar çocuklarına SBS hedefi olarak karşı komşunun oğlu kadar puan alacaksını vermemelidir. Özel hayatta da mutluluğun ve başarının sırlarından birinin de kıyaslama yapmamak olduğunu düşünüyorum. Aile içi alınacak kararlarda da benim arkadaşımın eşi ona şöyle yapmış, kuzenlerim geçen yıl tatile uzaya! gitmişlerdi, diye başlayan cümlelerle başlayan planlar olmamalı.

Mutluluk için kendimiz olup, başkaları ile kıyas yapmadan düşünüp karar alıp uygulamalıyız. Kaldı ki eşit şartlardaki kişilerle bile kendimizi kıyaslayarak gereksiz bir yarış içine asla girmemeliyiz çünkü o yarışın mutlak galibi asla olamayız, bu bize ancak mutsuzluk getirir çünkü hayatın şu ya da bu alanında bizden daha başarılı olan mutlaka birileri olacaktır.

İş hayatında da hep aynı sorunla karşı karşıya kalırız. Çalışanın kendisini yöneticisi ile kıyaslaması meşhurdur mesela; bazen diğer birimlerin çalışanlarıyla da kıyaslama yapılır. Hâlbuki çalışanın performans göstermesi gereken alan ile yöneticinin performans göstermesi gereken alanlar birbiri ile aynı olmadığı için yapılan her türlü kıyasla varılacak yargı genelde bizi yanlış bir son durağa götürür ve oradan geri gelmek için en az 2 vesait daha kullanmamız gerekir! Biz bu şekilde yolumuzu bulmaya çalışırken asıl yapmamız gereken işleri ıskalamaya başlarız. İş tatmininden uzaklaşırız.

Netice de ne kadar az kıyas yaparak hayatımızı yaşarsak o kadar özgün ve mutlu olacağımızı düşünüyorum.

Kıyaslama ile ilgili son sözü Rahmetli babaannem Gülzade Hanım’a söyletmek istiyorum.
“ Yavrum, elin güzeli biter mi hiç ?”

İletişim, İnsan Kaynakları, Yönetim , , , , , ,

Sosyal Medya Tabanlı Bir Müşteri Deneyimi Paylaşımı

Pazartesi, 24 May 2010

İnternet servis sağlayıcılarından TTNET kullanıcısıydım ve ev telefonunu zorunlu kılıyor olması ise derinlerde bir yerlerde beni rahatsız ediyordu.  Geçen ay içinde oturduğum siteye Superonline fiber optik kablo döşendiğini site girişinde ve asansörlerde asılı afişler aracılığıyla öğrendim.

TTNETsuperonline

Superonline satış ekibi kapımızı çalarak verecekleri hizmet hakkında bilgi verdiler. Hayatımda önemli bir yeri olan internet ulaşımında herhangi bir sorun yaşamak istemediğim için hemen karar vermeden, birkaç superonline kullanıcısına danışmak istedim. Bülent Keleş’in oturduğu sitede de Superonline fiber optik kablo olduğunu bildiğim için onu aradım. Hala TTNET kullanmaya devam ettiğini söyledi. Sonrasında da birkaç arkadaşımı daha aradım. Nihai kararı vermek için daha fazla fikir sahibi olmam gerektiğini düşündüğüm için konuyu sosyal medyaya havale edeyim istedim.  Facebook ve twitter da aşağıdakileri yazdım.

Apartmana Superonline fiber optik internet
altyapısı kuruldu. Hem ev telefonu zorunluluğu da yokmuş. Ne yapsam TTNET i bıraksam mı?

Elveda TTNET ve sabit hat dayatması!

ttneti  bırakıp Superonline geçeceğim dedim, ttnet twitterdan hiç ses yok, müşteri pek önemsenmiyor sanırım!!

Superonline, tüm sosyal medyada aktif, twitter da follow ettiler, telefon açtılar, facebookta mesaj attılar, TTNET ise sadece izledi…

Superonline’den ise sosyal medya üzerinden yazdıklarımı süzerek hemen benimle iletişime geçtiler aşağıdaki ilk mesajı twitter da direct message olarak aldım, diğerine facebook üzerinden mesaj olarak aldım.

Merhaba Haydar Bey, eğer telefon numaranızı paylaşırsanız, size fiber internet hakkında bilgi vermekten memnuniyet duyarız. Superonline

Merhaba Haydar Bey,
İnternet deneyiminizi yeni bir boyuta taşımak için Superonline Fiber İnterneti tercih ettiğiniz. Teşekkür ederiz.
Her türlü soru ve önerilerinizi, 444 222 0 numaraları müşteri hizmetlerinden iletebileceğiniz gibi Superonline’ın
http://friendfeed.com/superonline,http://twitter.com/superonlinetrve Facebook hesaplarından da bize iletebilirsiniz.
Keyifli deneyimler diliyoruz…
Superonline


Son mesajda da sosyal medya üzerinden nasıl onlarla iletişime geçeceğim konusunda da hem bilgilendirdiler, hem de teşvik ettiler.

Yaşadıklarımı anlattıktan sonra başka bir söz söylemeye gerek kalmadı sanırım. Darısı tüm markalarımızın başına çünkü benim onlara ulaşmak için çok fazla vaktim yok, beni dinleyenleri seçeceğim elbette..

İletişim, Pazarlama , , , , , , ,

İş(iniz)e sahip çıkın!

Pazartesi, 27 Nis 2009

İş(iniz)e sahip çıkın!
Uzun ve zahmetli eğitim- öğretim hayatının ardından, şanslı olanlarımız bir işte çalışmaya başlıyoruz. İşe başlayana kadar “ah şöyle bir işim olsa “ “ Keşke böyle bir işte çalışabilsem “ diyoruz. Peki, işe başlayınca o işin hakkını verebiliyor muyuz?
Peki, işin hakkını vermek, ne demek? İşin hakkını nasıl verebiliriz? Bununla ilgili birkaç önerim olacak…
O iş SİZİN ise, ona sahip çıkmalısınız! Yapılan işe bir şeyler katmak ona inanmak ve sahip çıkmakla başlar. Yaptığınız işin size ait olması için; iş üstünde hâkimiyet kurmalısınız. Başkalarının işin aslına karışmasına izin vermeyin. Örnek mi?
Mülakatı 15 dakika ile sınırlandırırsan iyi olur! ( Neye göre ve kime göre 15 dakika ?)
Raporun çerçevesi soft olsun ve 2 mm içerde olsun!
Bu kampanyada şu mesajı verseniz iyi olur!
Bu tanıtım kitinde şunlar da olsaydı iyi olurdu! ( Evet, iyi olurdu ama senin istediklerinden daha fazlası da olabilirdi )
Gecenizi niye orada yaptınız, şurada da yapabilirdiniz! ( Evet, yapabilirdik, ama daha başka yerlerde de yapabilirdik )
Dikkatli olun, asi olun demiyorum ama eğer o iş sana verildiyse, o işi “SEN” gibi yapmalısın.
İşiniz neyi gerektiriyorsa onu yapın.

İşin sonuçlarına göre, şirketinizdeki farklı güç merkezlerinden gelecek farklı yorumlar için endişelenmeyin. O işi siz yapmazsanız, zaten bir başkası yapacak, o zaman işinizi siz gibi yapın.
Sözlü iletişimin gücüne inanın, yazılı iletişimden vazgeçmeyin. Telefonda konuştuğunuz, belki de anlaştığınız bir konuyu gerekirse e mail ile de yazmaktan çekinmeyin. Büyüklerimizin dediği gibi” söz uçar yazı kalır” ve o yazı sizi bazen aklar bazen, rahatlatır.


Her ne yapıyorsanız yapın, hesap verilebilir ve raporlanabilir olmalıdır!

Bu sizin elinizi her zaman kuvvetli tutacak bir pozisyonda kalmanızı sağlayacaktır. İstenildiği zaman, hesap verebilir ve yaptığınız işi raporlayabilir olmak sizi diğerlerinden ayıracaktır.
Daha fazla iş yükü ve sorumluluk almaktan çekinmeyin, Ama bir şartla!
Sorumluluk almak davul çalmak gibidir. Davulu çalmak için de tokmak gerekir. O tokmak ise yetkidir. Sorumluluk aldığınız zaman, mutlaka o davulu çalacak tokmağı da isteyin. Aksi halde hiç ses çıkaramadığınız koca bir davulu, sırtınızda yük olarak taşımak zorunda kalırsınız ve o sorumluluğun ağırlığı altında ezilirsiniz. Neticede hiç ses çıkaramadığınız davulu taşımak zorunda olduğunuz için, diğer işlerinizi de aksatacaktır.

Yöneticinizle daha fazla iletişim kurun!
Onunla konuşun, paylaşın, (İhtiyaçlarınızı, beklentilerinizi, sıkıntılarınızı, projelerinizi ) tartışın, kapısını çalın veya çalmadan odasına girin. Yönetici pozisyonu ona, sizinle iş yapması için verildiğini unutmayın.
Sadece size verilen işleri iyi yaparak diğerlerinden ayrılamazsınız.
Her zaman öneriler, projeler geliştirmeye gayret edin.

Projelerinizin hayata geçirilmesi için elinizden gelenin en iyisini yapın, ısrarcı olun. Ama hazırlanan her projenin kabul edilmeyeceğini de bilerek olumsuz yanıt aldığınız zaman motivasyonunuzu kaybetmeyin.


Mesleki ve sosyal gelişmeleri takip edin.

Gelişimi sürekli canlı tutmak zorundayız. İş dünyası hızla gelişiyor, çok donanımlı gençler sürekli sizin pozisyonunuzu zorluyor olacaklar.
Sosyalleşme ve networking yapmayı işinizin bir parçası olarak görün!
Bu geleceğiniz için ( hangi pozisyonda olursanız olun ) yapılan, çok önemli bir yatırım olacaktır. Zamanı gelince faydasını göreceğinizden emin olabilirsiniz.
Devamlılığınız en akılda kalıcı özelliğiniz olmalı!
Yukarıda saydığım tüm önerileri, iş hayatınızın herhangi bir döneminde yapıyor olmanız size pek bir şey katmayacaktır. İş dünyasının vefalı olmadığı gerçeğinden hareketle geçmiş dönemlerde iyi olmanız sizi daha iyi yerlere taşımayacaktır. Bu yüzden tüm önerileri devamlı uyguladığınız zaman etkisini gösterecektir.
Son olarak, Kişisel Pazarlamanızı ihmal etmeyin!
Hangi ürün olursa olsun, her ürünün pazarlamaya ihtiyacı vardır. Sizin ortaya koyduğunuz işinde elbette pazarlanmaya ihtiyacı vardır. Mütevazı olmakla, yapılan işin pazarlamasının yapılması birbirine karıştırılmamalıdır. Bu akşama kadar yevmiye ile çalışan kişinin, akşam olunca ücretini istemekten utanmasına benzer.

İnsan Kaynakları , , , , , , ,

İş ve Özel Hayatın Hakkını Verebilmek

Çarşamba, 15 Nis 2009

İşin hakkını işe, eşin hakkını eşe, çocuğun hakkını çocuğa, anne- babanın hakkını anne babaya, arkadaşların hakkını arkadaşlara, hobilerinizin hakkını hobilerinize, kitapların hakkını kitaplara, kendi hakkınızı kendinize, hatta tuttuğunuz futbol takımının hakkını ise futbol takımınıza vermelisiniz.


Bu saydıklarımın ( hatta daha fazlasının ) hepsinin sizin üzerinizde hakları var. Bu hakların kişi özelinde, dengeli bir şekilde dağıtılması gerekmektedir. İş ve özel hayat arasındaki dengeyi, herkes kendi içinde yaşayarak, tecrübe ederek oluşturmalıdır. Bu dengeyi sağlamak, hayatta başarılı olmamıza yardım eder ve huzur verici bir etkisi vardır.

ksi halde, burada oluşabilecek dengesizlik, hem iş hayatında hem de öze hayatta stres yaşamanıza neden olur. Netice de her iki alanda da, ya da en azından birinde başarısızlık kaçınılmaz olur.

work_life_balance_sign

Günümüzde, yaşam kalitesini artırma çabası, iletişimin zaman ve mekân sınırı tanımaksızın yapılması, çalışma hayatının artan rekabetçi yapısı, gelişen performans değerleme sistemlerinin oluşturduğu baskı, insanların 24 saatin büyük kısmını çalışarak geçirmelerine neden olmaktadır.
Bu şartlar altında bahsettiğim dengeyi sağlamak hiçte kolay bir iş değil. Bu yüzden birkaç önerimi örnekleriyle birlikte sizinle paylaşmak istiyorum.

Zaman israf?ndan kaçının (İşte veya evde hiç fark etmez! )

Mesai saatleri içinde uzun süren muhabbetlerle vakit kaybetmek, gereksiz detaylarda boğulmak, gündüz vaktini bitmeyecekmiş gibi israf etmek, öncelikli yapılması gerekenlerin ertelenmesi hep aynı telefon konuşmasına neden olur. “ Siz yemeğinizi yiyin, beni beklemeyin, yemeğe yetişemeyeceğim, hazırlamam gereken raporlar var”

Daha az uyuyun!

Zaman çok kıymetli ve sizi mutlu edecek kadar cömerttir. (HD ) Yeter ki kullanmasını bilelim. Daha az uyuyarak daha zinde kalabilirsiniz. Hem işiniz hem de özel hayatınıza daha fazla zaman ayırma fırsatını size verebilir. İşe gitmeden önce erken kalkılarak kazanılan vakit, en azından ailece yapılacak bir kahvaltı ile çok kıymetli bir hale getirilebilir. Ailenizle sabah kahvaltısında kuracağınız iletişimin kalitesi için bana güvenebilirsiniz!


Hayır, demeyi bilmelisin!

O anda sizin önceliğiniz olmayan, trafiğinizi değiştirmenizi gerektiren, ama ısrarla davet edildiğiniz programlara, hayır demeyi bilmelisiniz. Burada asıl olan önceliklerinizi iyi belirlemektir. Önceliklerinizi iyi belirlerseniz neye evet neye hayır diyeceğinizi daha iyi seçebilirsiniz. Stephen Covey Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı


“ Ya hep ya hiç” ,” ya o, ya da bu”  mantığından vazgeçin.

Çoğu zaman iki seçenekten birini seçmek zorunda değilsinizdir. Her iki durumu da yönetebileceğiniz bir yol seçebilirsiniz. Yeter ki ya hep ya hiç mantığından vazgeçin. Mesela;
Üyesi veya kurucusu olduğunuz bir derneğin, hafta sonu erkekler arasında yapılması planlanan bir etkinliğini, bayanlarında katılabileceği bir formata sokun, eşinizle birlikte katılın.  ( veya tersi )
Arkadaşlarınızla halı saha maçı yapacaksanız, eşinizi, annenizi, babanızı veya her kimse onu da izleyici olarak davet edebilirsiniz. Hatta örneğin babanızı, oynamak için ikna etmeye çalışabilirsiniz. Gelmeseler de, oynamasalar da sizin onlara verdiğiniz değeri anlayacaklardır.
Çocuğunuzun ilk tiyatro oyununun olduğu gün çok yoğun bir programınız var. Oyunu izlemeniz mümkün gözükmüyor. Bu durumda programa çok kısa da olsa katılmaya çalışın, ona bir kez görünün, sahne arkasında sıkıca bir sarılın, eğer onu bile yapamıyorsanız en azından telefon ederek desteğinizi gösterin.
Tüm bu çabalarınıza rağmen, kaçınılmaz bir şekilde bir ihmal yaşanacaksa, sağlam bir şekilde iletişim kurarak durumunuzu muhatabınıza izah edilmelisiniz ve en kısa zamanda durumu telafi edecek bir öneri sunmalısınız.

Eve, sıkılmış limon gibi gitmeyin.

Akşamları eve gittiğinizde sizi her kim bekliyorsa (eş, çocuk, anne- baba, kardeş, kuzen, arkadaş) onlarla ilgilenecek, vakit geçirecek kadar enerjiniz olsun. Enerjinizin tamamını tüketmenin onların hakkına tecavüz olduğu gerçeğini aklınızdan çıkarmayın. Velev ki, evde sizi bekleyen kimse yoksa bile kendinize ayıracak vaktiniz ve enerjiniz de olmalıdır.

Tatilde işte, işte Tatil de olmayın!


Tatilde işle ilgilenmemeye çalışın. Ailenizle olduğunuz zaman diliminde işten bahsetmeyin, işin sorunlarını ve stresini eve taşımayın.  Özellikle işinizle ilgili gergin telefon konuşmalarını asla herkesin içinde yapmayın. İşyerinde de aynı hassasiyeti özel hayat için göstermelisiniz. Elbette istisnalar olacaktır ama merkeze bu kuralları koymalıyız.


Tarafları birbirlerinden haberdar edin.

Beraber çalıştığınız yöneticinize bir özel hayatınız olduğunu hissettirin.
Akşam saatlerine yakın toplantı planları yapmamaya çalışın. Eğer anlayışlı bir yöneticiniz var ise ondan da bu konuya dikkat etmesini rica edin.
Özel hayatınızdaki kişilere de önem verdiğiniz bir işiniz olduğun hissettirin.
Unutmayın… Her iki taraf içinde kilit kişi sizsiniz. İkisi arasındaki dengeyi ancak sizin gayretleriniz sağlayabilir

İletişim, İnsan Kaynakları , , , , ,