Başarmak ve başarılı olmak kavramlarının bize mutluluk getirmesi için, düşün dünyamızda yeniden şekillendirilerek, göreceli bir kavram olmaktan çıkarılıp kime göre veya kimlere göre değil, objektif ve öznel kriterlere göre tanımlanması gerektiğini düşünüyorum.

Her bireyin, ailenin, şirketin kendine göre gerçeklikleri ve öznellikleri vardır. Her zaman kendi gerçekliklerimizi düşünerek, özgünlüğümüzün bir değer olduğunu bilerek ve ona sarılarak kararlar almalıyız, aksi halde hep başkalarının parametreleri ile hesap yapıp kendi hayatımıza uygulayacağımız için hilkat garibesi uygulamalar ortaya çıkacak, netice de mutluluğumuza engel olacağız.

Bir firma satış hedefini rakip firmanın cirosuna göre değil kendi gerçekliklerine göre belirlemelidir. Anne babalar çocuklarına SBS hedefi olarak karşı komşunun oğlu kadar puan alacaksını vermemelidir. Özel hayatta da mutluluğun ve başarının sırlarından birinin de kıyaslama yapmamak olduğunu düşünüyorum. Aile içi alınacak kararlarda da benim arkadaşımın eşi ona şöyle yapmış, kuzenlerim geçen yıl tatile uzaya! gitmişlerdi, diye başlayan cümlelerle başlayan planlar olmamalı.

Mutluluk için kendimiz olup, başkaları ile kıyas yapmadan düşünüp karar alıp uygulamalıyız. Kaldı ki eşit şartlardaki kişilerle bile kendimizi kıyaslayarak gereksiz bir yarış içine asla girmemeliyiz çünkü o yarışın mutlak galibi asla olamayız, bu bize ancak mutsuzluk getirir çünkü hayatın şu ya da bu alanında bizden daha başarılı olan mutlaka birileri olacaktır.

İş hayatında da hep aynı sorunla karşı karşıya kalırız. Çalışanın kendisini yöneticisi ile kıyaslaması meşhurdur mesela; bazen diğer birimlerin çalışanlarıyla da kıyaslama yapılır. Hâlbuki çalışanın performans göstermesi gereken alan ile yöneticinin performans göstermesi gereken alanlar birbiri ile aynı olmadığı için yapılan her türlü kıyasla varılacak yargı genelde bizi yanlış bir son durağa götürür ve oradan geri gelmek için en az 2 vesait daha kullanmamız gerekir! Biz bu şekilde yolumuzu bulmaya çalışırken asıl yapmamız gereken işleri ıskalamaya başlarız. İş tatmininden uzaklaşırız.

Netice de ne kadar az kıyas yaparak hayatımızı yaşarsak o kadar özgün ve mutlu olacağımızı düşünüyorum.

Kıyaslama ile ilgili son sözü Rahmetli babaannem Gülzade Hanım’a söyletmek istiyorum.
“ Yavrum, elin güzeli biter mi hiç ?”

Share:
Written by haydar durusoy
Haydar Durusoy Marka, İletişim, Sosyal Medya, Pazarlama, İnsan Kaynakları