Az da olsa yazılarımı takip edenler bilir, genelde kelime tanımlamalarını yapmak yerine wiki ye link vermeyi tercih ediyorum. Bu sefer onu yapamayacağım çünkü yazının konusu olan cönk ün wiki deki sayfası, onu anlatmak için yeterli değil.

Cönkü bundan belki de 10 yıl önce Ali Çolak’ın “defterler beni affetsin “ yazısında duymuştum, o dönem için aslında dedelerimizde gördüğüm, ama adını yanlış bildiğim şeydi benim için. Kişisel olarak çok önemsediğim cönk hakkında, kısa bir araştırma sonrasında elde ettiğim şu bilgileri sizinle paylaşmak istiyorum.

Anadolu insanının geçmiş yüzyıllarda biçimine bakarak ‘danadili’ adını verdiği, kısa kenar üzerine açılan ‘anonim yazarlı’ defterlerdir cönkler. Cönklerin dış yapıları çoğunlukla siyah, kahverengi çeşitli tonlarda ve nadiren kırmıızı deriyle kaplıdır.

Cönklerin boyutları ise çok çeşitlidir. 5×10, 15×23 cm. ebadında olanlar vardır. Yaprak sayıları ise 30 ila 300 arasında değişmektedir. Büyük kısmında imlâ hataları mevcuttur.

Genel itibariyle cönk, halk şairlerinin kendilerinin veya banka şairlerin şiirlerini topladıkları ‘el yazması kitapçık’ diye bilinir ama bakın Cönklerin içeriğini asıl neler oluşturuyor..

Hutbeler, mev’izeler, dualar ve salâvatlar, ilaç terkipleri, yemek tarifleri, inançlar, rüya tabirleri, seyir name, fal, büyü, kocakarı ilaçları, tılsım ve muskalar, vefkler, borç ve vergi hesapları, mektuplar, doğum ve ölüm tarihleri, ay tutulması, büyük yangınlar ve sel felaketleri, tarihi olayları açıklayan kayıt ve tarihler, tekerlemeler, halk hikâyeleri…

Cönk, Osmanlı da çok yaygın bir şekilde kullanılır, eli kalem tutan birçok kişinin koynundan çıkıverirdi. Bununla ilgili olarak VII. Yüzyıl divan şairlerinden Nev’i-zâde Ataî’nin hamsesinde şöyle demiştir.

Çıkarup cöngünü bir ehl-i sühan
Şah-ı gül gibi heman koynundan

Belki de bu kısa bilgilerden sonra gözünüzde canlanmıştır cönk.  Peki, ne oldu bu cönklere de birden bire hayatımızdan çıkıverdiler?

Cevabı birçok eski şey ile aynı. Sanayileşme.

Sanayileşme ile birlikte mass marketing yoluyla köylere kadar giren defterler cönklerin sonunu hazırladı. Çok geçmedi Cönklerin ahı tutsa gerek! onun yerini de ajandalar aldı. Ajandaların hâkimiyetine ise Outlook çok acı bir şekilde son verdi.

İtiraf etmek gerekirse bende ajandaya asla yüz vermezdim, Ali Çolak’ın da yazısında söylediği gibi çok soğuk bir yüzü vardır ajandaların.

Eee ne yapalım şimdi! Bu devirde cönk mü taşıyalım cebimizde diyorsunuz haklı olarak.

Sosyal ağlar, bloglar, Outlook benim de çok etkin şekilde kullanmaya çalıştığım araçlar. Elbette cönk bunların hiçbirine alternatif olamaz. Ama benim bir önerim var.

Sembolik te olsa, birer cönkümüz olsun. Çok önemsediğimiz bazı bilgileri, olayları, anıları, tarihleri, düşüncelerimizi, hislerimizi sadece cönke yazarak, başka herhangi bir deftere, ajandaya, bilgisayara yazmayarak özelleştirelim. Bu bilgiler cönk ile yaşasınlar bizde. Dğer yandan Bilgisayarı, Outlook ve diğer bilgi saklama ve işleme araçlarını da en etkin bir şekilde kullanalım. Tüm işlerimizi onlar üzerinden takip edelim.

İnanın cönk ü yazmaktan ve saklamaktan alacağınız his ile Outlook u kullandığınızda elde edeceğiniz fayda birbirlerinden bambaşka şeyler olacaktır.

Share:
Written by haydar durusoy
Haydar Durusoy Marka, İletişim, Sosyal Medya, Pazarlama, İnsan Kaynakları