-

Özgünlük Paradoksu
Yapay zekanın hakiki sembolik bilgi üretmedeki sınırlılıklarını vurgulayan bir kavram. Ontolojik yerçekimi olmayan çıktılar gerçekten özgün olabilir mi? Yapay zeka sembolik olarak tutarlı ifadeler üretebilse de, ontolojik iz (yaşanmış ve bedensel varoluşun izi), Ontolojik yerçekimi (Varoluşsal yük) ve ontolojik asalet (ölümlü olmanın gücü) gibi niteliklerden yoksundur. Özgünlük yalnızca üslup ya da teknik yetkinlik değil, kırılganlık,…
-
Algoritmik Körlük
Algoritmik ve yapay zekâ sistemlerine içkin, onların mevcut veri çerçevelerinin ötesinde var olan beliren, muğlak ya da sembolik olarak doğmakta olan olguları algılayamamasını tanımlayan yapısal bir epistemik sınırlılık olarak tanımlanabilir. Yalnızca daha önce kodlanmış olanı aydınlatan bir spot ışığı gibi, beliren gerçeklikleri karanlıkta bırakır. Ya da yalnızca katı nesneleri yakalayan bir kamerayla bir hayaleti fotoğraflamaya…
-

Algoritmik Melankoli
Sentetik duygusal tepkilere aşırı maruz kalmaktan kaynaklanan hemen göze çarpmayan ince bir hüzün; yapay duygusal ifadelerle, algoritmik empati simülasyonlarıyla ve dijital olarak aracılanmış etkileşimlerle uzun süreli temas sonucunda beliren çağdaş bir varoluşsal melankoli biçimi. Bu durum, yüzeyde duygusal bir doyum hissi yaratmasına rağmen, sahici insani duygusal derinlikten yoksun oluşu nedeniyle zamanla biriken duygusal tükenmeye yol…
-
Bilişsel Ouroboros
Hamza Leo Aytac Dalgalidere‘nin The Intuitions Age kitabından ve Royal College of Art’ın Design Futures programında yürütülen araştırmalarından beslenen disiplinler arası bir düşünce formu olan Creative Intuitionism (Yaratıcı Sezgicilik) anlatısından bazı kavramları sizinle paylaşmayı hedefliyorum, fırsat buldukça. İlk kavramımız Bilişsel Ouroboroshashtag#TheIntuitionsAge hashtag#yapayzeka hashtag#ai
-

Ala Arça Dağları
Kırgız dilinde ‘Alaca Ardıç’ anlamına gelen Ala Arça, kokusuyla, buzullarıyla ve heybetiyle adeta mitolojik bir vaha gibi. Manzara nefes kesici bir güzellikte. Zirvelerin enginliği, vadinin derinliği ve vadiye kadar inen o kadim sessizlik insana çok iyi geliyor. Epik manzara sadece etkileyici değil, aynı zamanda insana mitolojik bir sahnenin içindeymişsin hissi veriyor. Eskiler, kan çekti derler…
-

Bişkek- Kırgızistan
Kırgızistan’a ilk geldiğimde hissettiğim şey bir çok kültürlülük hali değil de daha çok, birbirinin üzerine binmiş ama henüz birbirine tam karışmamış üç farklı etki vardı, Sovyet, Çin ve İslam.Bu üçü aynı anda orada. Ama birlikte değil.Şehre biraz dikkatli bakınca en güçlü katmanın hâlâ Sovyet mirası olduğunu görüyorsun. Geniş bulvarlar, ölçülü ve neredeyse duygusuz mimari, kamusal…
-

Maymun Kral, Adem, İblis ve Prometheus Arasında
Wu Cheng’en’in Batı’ya Yolculuk Maymun Kral Efsanesi‘niokurken, bu hikâyenin bir yerden tanıdık geldiğini sezmeye başladım. Sanki başka bir coğrafyada, başka sembollerle, başka isimlerle daha önce anlatılmış bizim bildiğimiz insanın yaratılış efsanelerini hatırlattı. Daha doğrusu, yaratılmış olanın kendi sınırını kabul etmeyişini. Taştan doğan bir varlık. Sonra güçlenen, öğrenen, meydan okuyan, ölümü kabullenmeyen bir yaratılmış. Burada çok…
-

Suç ve Ceza
Bu üçüncü ve son okuyusum. İlkini lise de okumuştum. İkincisini üniversite sonrası.Fyodor Dostoyevski’nin Suç ve Ceza romanı, yalnızca Raskolnikov’un suç psikolojisini değil, insan doğasının derinliklerini de sorgulayan felsefi bir eser aslinda. Raskolnikov’un işlediği suça Alfred Adler’in bireysel psikolojisiyle bakıldığında, üstünlük kompleksinin ve aşağılık duygusunun bir savaşı aslinda yaşanan .Adler’in bireysel psikolojisi bağlamında Raskolnikov, üstünlük kompleksi…
-

Ben Şeyh Bedrettin
Samet Altintas’in Cem Sultan kitabından sonra hatta daha çok okumak istediğim Simavne Kadisioglu Şeyh Bedrettin hakkındaki kitabini 30 Aralık 2023’te yani Şeyh Bedrettin’in torunu Hafız Halil’in ebced hesabiyla düşürdüğü idam tarihi hicri, 27 Şevval 818 tarihine, miladi olarak 30 Aralık 1415′ ten tam 608 yıl sonra aynı gece bitirdim. Bir tevafuk mu tesadüf mü bilemedim.Tarihi…
-

Cemil Meriç Bu Ülke
Bu ülkeyi ilk okuduğumda çok toydum. Hayran bıraktırmıştı kendine üstad. Bu hafta ikinci kez okudum. Bu sefer çok daha farklı duygularla bitirdim kitabi. Machiavelli’ye hayranlığı , Durkheim için “haham torunu” diyerek itibarsızlaştırması, Le Bon’un kitle psikolojisini itibarsızlaştırması şaşırttı beni.Hegel’e olan ilgisi Hegel’i yeniden okumaya teşvik etti.Son olarak aşağıdaki cümlesi aklıma kazındı. ” Havarilerini yaratamayan İsa’nin…