arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘Marka’

Marka itibarı, kurumsal etik, insan kaynakları ve sosyal ağlar

Cuma, 16 Eki 2009

Sosyal Ağlar şirketler için bir tehlike mi?

Çalışanların sosyal ağlarda iletişim kurması şirketlerin marka itibarına zarar verir mi?

Bu konudaki tartışmalara İnsan Kaynakları 2.0 veya Ol (a)mamak! yazım da bende bir şeyler söyleyerek katılmıştım.

Sosyal Ağların kullanım hızındaki inanılmaz artış, birçok önemli kuruluşu konu hakkında çalışmaya yapmaya zorladı. Son olarak, Deloitte “2009 Kurumsal Etik ve İş Ortamı Araştırması “ için bu konuyu seçti ve çok detaylı bir araştırma yayınladı. Araştırma verilerinden bazılarını sizinle paylaşacağım.

web-201

Sosyal Ağlar

Araştırma; ABD’de 2000 çalışan ve 500 üst düzey yönetici üzerinde yapıldı.
•  Araştırmaya katılanların %74’ü Facebook, Twitter ve Youtube gibi sanal topluluk sitelerinin marka itibarına zarar verme potansiyeli açısından belirli riskleri taşıdığı kanısında.

• Üst düzey yöneticilerin %15’i yönetimin sanal topluluk ortamlarındaki itibar risklerine karşı hazırlıklı olduğunu ifade ederken, %58’i ise yönetimin bu konunun farkında olduğunu ve önlemleri tartıştığını söyledi. Buna karşılık görüşülenlerin sadece %17’si bu konuda bir programa sahip olduklarını vurguluyor.

• Yöneticilere sanal ortamdaki risklere karşı şirketin ne tür önlemler aldığı sorulduğunda, %27’si “Yönetici ekibimiz sanal topluluklarla ilgili kurumsal riski azaltma konusunda düzenli olarak tartışıyor”; %22’si “Şirket çalışanlarının sanal topluluk araçlarını ne şekilde kullanacağını tanımlayan resmi kurallar var”; %22’si “Kıdemli yönetici ekibimiz şirket genelinde sanal topluluk ağlarının nasıl kullanılacağını açıkladı”, %17’si ise “Şirketimin sanal topluluk ağlarıyla ilişkili riskleri izlemek ve azaltmak için geliştirdiği özel bir programı bulunuyor” yanıtını verdi.

• Çalışanların %53’ü ise sanal topluluk siteleriyle ilgilenmenin işverenin “işi” olmadığı görüşünde.

• Deloitte’un çalışması son derece iyi tanımlanmış şirket kurallarının bile, katılımcıların yaklaşık %50’sinin sanal alemdeki tutumlarında herhangi bir değişiklik yaratmayacağını ortaya koyuyor.

Yukarıdaki verilerden de anlaşılacağı üzere şirketlerin düzenleyici kurallar koyarak bu işin üstesinden gelmeleri kolay görünmüyor. Bunun için daha önce de tavsiye ettiğim gibi İnsan Kaynakları birimleri tarafından, çalışanlara social networking eğitimi verilmelidir, bilinç artırılmalıdır.

Çalışanlar tarafından zaten kullanılan, Social Networking sitelerinin nasıl daha etkin kullanılabileceği konusunda eğitimler düzenlenmelidir. Eğitimlerde, bu sistemlerin çalışanların kişisel gelişimine, kariyerine, şirketin marka algısına nasıl olumlu katkı yapılabileceğinin yolları gösterilmelidir.
Örneğin; Linkedin, Facebook, My Space, twitter da nasıl profil oluşturulmalıdır. Nelere dikkat edilmelidir. Neler kurumsal imajı zedeleyebilir, neler kişisel imajı zedeleyebilir gibi.
Bu sayede korkulan bir değişim, olumlu yönde katkı sağlayan bir faktöre dönüştürülebilir diye düşünüyorum.

İnsan Kaynakları, Pazarlama , , , , , , , ,

Microsoft (Vision) – BMW

Pazartesi, 02 Şub 2009

Pazarlama ve teknoloji . Artık birbirlerinden ayrılmaz bir şekilde yaşıyorlar. Tabii dünya markalarında.
Web 2.0 veya Ol(a)mamak!  adlı yazımdaki videoları da artık kaldırmak zorunda kaldım. Çünkü artık vision değil real oldular.
Daha birkaç önce Microsoft vision diye izlediğimiz surface teknolojisi,  BMW tarafından pazarlama süreçlerine girmiş bile. Nasıl mı?

Pazarlama , , , ,

Pimi Çekilmiş İletişim Bombası…

Cumartesi, 10 Oca 2009

Krizin oluşturduğu gergin ortamda iş üretmek oldukça zor bir hal almaya başladı. Kiminle konuşsanız havalar nasıl, işler nasıl gidiyor gibi giriş cümleleri yerine kriz hepimizi vurdu, inanın… Diye devam eden cümlelerle konuşmalar başlıyor.
Böyle bir ortamda patronumla beraber bir iş üzerinde çalışırken iyice bunaldık ve hadi Starbucks’ta birer kahve içelim, işe orada devam ederiz dedik.

Kahvelerimizi aldık ve rahat koltuklara kurulduk. Hafif bir müzik, karamel kokulu sıcak bir kahve, hoş bir ortam da başladık çalışmaya


Her şey o kadar iyi giderken karşıda bir tabela dikkatimi çekti. Biz göz atınca inanamadım, hemen ağzımdan şunlar döküldü “ Global markaları da kendimize benzetiyoruz”.


Sol taraftaki panoda aynen şunlar yazıyor;
“Sayın Müşterilerimiz, özel eşyalarınız şahsi sorumluluğunuzdadır. Kaybolma ya da hırsızlık gibi zararlarda şirketimiz sorumluluk kabul etmemektedir”

Bu bir iletişim panosu, starbucks müşterilerine yani bize şunları söylüyor;
Ey müşteri, burası güvenli bir yer değildir.
Burada eşyalarınız kaybolabilir
Hırsızlık olabilir
Bu durum ise tamamen sizin sorununuz, biz sadece kahveyi satarız, paramızı alırız.

Global bir markanın bu tip bir iletişim hatasına düşmesi beni çok şaşırttı.
Bana kalırsa tam bir iletişim bombası, pimi çekilmiş vaziyette duvara asılmış. Oraya bakan her müşteriye yukarıdaki mesajları veriyor.
Starbucks marka departmanına, bu hatadan bir an evvel dönmelerini öneriyorum. Benden söylemesi…

Pazarlama , , ,